EMİRDER KOCAELİ KARTEPE İNSAN HAKLARI DAYANIŞMA DERNEĞİ
EMİRDER KOCAELİ KARTEPE İNSAN HAKLARI DAYANIŞMA DERNEĞİ
İNSAN HAKLARI SAVUNUCULARI

Müslümanlar Yahudi Tehlikesine Karşı Dikkatli Olmalılar

MÜSLÜMANLAR YAHUDİ TEHLİKESİNE KARŞI DİKKATLİ OLMALILAR
Toplumda şehvet tahrikini ve edep tahribini önleyen en önemli tedbirlerden birisi de "Tesettür-örtünme" olduğu için, Siyonist kafalılar ve şeytanın kuklaları, başörtüsüne düşmanlığı kendilerine vazife edinmiştir.
Tevrat'ın Türk Evlatları ve Tesettür Düşmanlığı!
Araştırmacı Ahmet Almaz'ın yeni bir kitabı çıkmıştı: "Tevrat'ın Türk Evlatları"
Ahmet Almaz Sabetayistlerin Mezarlığı olarak bilinen Bülbül deresi Mezarlığı'na giren ve mezarları fotoğraflayan ilk araştırmacıydı. Yeni kitabında da ilginç ayrıntılar vardı. Bunlardan biri de, bugün ülkenin en önemli tartışma konusu olan Tesettürle alakalıydı.
Osmanlı İslam devletini adım adım felakete sürükleyen Birinci Dünya Savaşı yılları, aynı zamanda tesettür tartışmalarına sahne olur. Tesettür karşıtı yayınların bayraktarlığını İnci Dergisi ve Büyük Mecmua yapmaktadır. İnci Dergisi'nin sahibi daha sonra bugünkü Hürriyet Gazetesi'ni kuracak olan Yahudi Sedat Semavi’dir.
Büyük Mecmua'nın sahibi ise yine Yahudi sabataist-komünist Zekeriya Sertel.  Her iki dergide de bir yandan tesettür karşıtı yayınlar yapılmakta, öbür yandan tüm sayılarında açık-saçık kadın resimleri kullanılmaktadır.  Amaç, İslam ahlakını ve Müslüman aile yapısını yozlaştırmaktır.
Sebil-ür Reşad Dergisi, bu iki derginin sürdürdüğü tesettür aleyhtarı kampanyaya sert tepki gösterir. Bu yazıları yazanların Müslüman görünümündeki Yahudi Dönmeler olduklarını iddia eder. Sebil-ür Reşad'ın başyazarı ise Milli Şairimiz Mehmet Akif'tir. 
İnci ve Büyük Mecmua ile Sebil-ür Reşad arasındaki bu mücadele Cumhuriyet'in ilanına kadar sürecektir. 
Cumhuriyetin ilanından sonra Sebil-ür Reşad dergisinin yayınına, 15 Mart 1925'te yine bu Yahudi sabataist masonların baskısıyla son verilir.
Asıl soru şu: Acaba Birinci Dünya Savaşı'ndan bu yana Türkiye'de neden hiç bir şey değişmemiştir? Bu sinsi Yahudi sabataist şebeke hala başörtüsü düşmanlığını neden sürdürmektedir?
Üniversite kampüsünün girişinde durdurulan halk otobüslerindeki öğrencilerin kılık kıyafetlerinin denetimden geçirilmesi,
"Başınız böyle örtülü iken, saçlarınız görünmezken içeri giremezsiniz" denilmesi, tam bir "gâvurluk dayatmasıydı. Maraş'ı işgal eden Fransızlar, Manisa'ya hücum eden yunanlılar da aynen böyle yapmıştı.
Sakarya'da, Van'da, Erzurum'da yaşanan olayların bunlardan ne farkı vardı?
Ama bütün bu barbarlıklar yaşanırken günlerce laik cephenin öncülüğüne soyunan gazetelerde olayı kınayan tek satır çıkmamıştı!.
Bırakın kınamayı neredeyse bir alkışlamadıkları kalmıştı!
Çünkü kendi açılarından bakınca büyük bir zafer kazanmış edalarında idiler, zannediyorlardı ki bu hep böyle devam edecek!
Anayasa Mahkemesi türban ile ilgili yeni düzenlemeyi iptal edince Üniversite kampüslerine başörtülü öğrenci almayan rektörler göbek atmıştı!.
 Sanki insan suretli şeytan taifesi olan bazı Yahudiler ve dönmeler, toplum ahlakını bozup yozlaştırmak ve ülke yöneticilerini ve yetkililerini ele geçirmek için sürekli kadınların dişiliğini bir tuzak olarak kullanmışlardı.
Buna engel gördükleri için İslami tesettüre ve bu şuuru dirilten Milli Görüşe düşmanlardı. Eski Dış İşleri Bakanlarından Yahudi sabataist ve sosyalist müteveffa İsmail Cem İpekçi'nin: "Siz Meclise 500 (beş yüz) milletvekili de soksanız, başörtüsünü serbest bırakamazsınız" anlamındaki çıkışları işte bu Yahudi kafasını ve kirli hesaplarını açığa vurmaktaydı!..
"Amiral Gemisi" olarak takdim edilen sabataist cuntanın ve masonların hamisi Hürriyet, yıllar yılı "Devlet Gazetesi" olarak lanse edilmişti. Bu gerçeği patronu Aydın Doğan da itiraf etmişti...
Bütün darbeleri can-ı gönülden destekleyen, ihtilal ve ara rejim süreçlerinde Statüko'ya "psikolojik harekât merkezi" bağlamında hizmet veren Hürriyet'in uzun yıllar başyazarlığını yapan Ertuğrul Özkök(süz) "milletin iradesi"ne vurgu yapılmış olmasını zerre kadar utanmaksızın "tehdit" diye göstermişti.
Böylelikle, aynen İsmet İnönü gibi, "bu milletin değerlerine düşman" oldukları deşifre edilmişti. Başörtüsüyle ilgili olarak bu Gazetenin "411 el kaosa kalktı" manşeti milli iradeyi hiçe saydığının alametiydi..
Ve şu satırlarıyla da tamamen zıvanadan çıkıp, zırvalamaya devam etmekteydi:
"Bu tehdit, türbanla avukatlık yapmak isteyen birine izin vermeyen Gümüşhane Baro Başkanı Ali Günday'ın ve türbanlı bir öğretmenin talebini reddeden Danıştay dairesi üyelerinden Mustafa Yücel Özbilgin'in başına gelenler sizin de başınıza gelir mi demek istiyor?" Evet, tahrik, tahrif ve tahkir bunların şeytani marifetiydi...
Anneyi başörtüsü yasağı yıktı
Yıllarca sırtında taşıdığı engelli kızını ÖSS sınavı için İstanbul Üniversitesi'ne götüren anne Elif Öner'i, başörtülü olduğu gerekçesiyle kampüsten çıkartılması kahretmişti. En heyecanlı gününde kızının yanında olamadığını söyleyen Öner, "Yavrumun rahatsızlığı nedeniyle bir annenin yaşayabileceği çok zor günler geçirdim. Ama hiçbiri, o gün yaşadığım muamele kadar bana acı vermedi" diye yakınmıştı.
Büyükçekmece'de yaşayan Öner ailesinin 18 yaşındaki bedensel engelli kızı Safiye Nur Öner, Hüseyin Yıldız Anadolu Lisesi'nden başarıyla mezun olmuştu. Öğrenci Seçme Sınavı'na (ÖSS) hazırlanan ve vücut fonksiyonlarının sadece yüzde 25'ini kullanabilen kızının ÖSS heyecanına ortak olan anne Elif Öner, sınavın yapılacağı İstanbul Üniversitesi'nin yolunu tutmuştu. Bina girişinde Safiye Nur Öner görevlilerin yardımıyla salona alındı.
Bu sırada anne Elif Öner'in yanına gelen iki görevli,
"Hanımefendi! Başörtülü olduğunuz için burada duramazsınız, sizi dışarı alalım" diyerek çilekeş anneyi dışarı çıkarmıştı. Anne Elif Öner, sınav bitene kadar diğer başörtülü velilerle birlikte caddenin karşı tarafından kızını beklemişti.
Yaşadıkları karşısında yıkılan anne Elif Öner, en heyecanlı gününde kızının yanında olamadığı için büyük üzüntü duyduğunu söyleyip ağlamıştı.
Üniversiteden kızıyla birlikte mezun olan analardan utanmalı!
Mustafa Kemal Üniversitesi (MKÜ) İskenderun Meslek Yüksek Okulu (MYO) Tekstil Bölümünü birincilikle bitiren 48 yaşındaki Zeynep Erdoğdun, Çukurova Üniversitesi'ni (ÇÜ) bitiren kızı ile aynı dönemde mezun olmanın gururunu yaşıyordu. Zeynep Erdoğdun, üniversiteyi kazandığında büyük sevinç yaşadığını belirterek, esnaf olan eşi Yusuf ve kızı Feyza Burcu'nun, üniversite hayatı boyunca kendisine büyük destek verdiklerini söyledi. Belli bir yaştan sonra dersleri takip etmenin çok zor olduğunu dile getiren Erdoğdun, duygularını şöyle dile getiriyordu:
''Üniversiteyi kazandığımda büyük sevinç yaşadım. Belli bir yaştan sonra dersleri takip etmek zor oluyordu. Ancak, gayretle ve çabayla başarıyı yakaladım. Bazı günler sabaha kadar ders çalışarak, eşimin de desteğiyle bölümümü birincilikle bitirdim.  Ayrıca, ÇÜ Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü'nde okuyan kızım Feyza Burcu ile aynı dönemde mezun olmanın gururunu yaşıyorum.''
Demek ki, bizim kızlarımıza kadınlarımıza yönelik başörtüsü yasağı gibi çağdışı ve baskıcı engeller olmasa ve en temel insan hakkı olan eğitim-öğrenim imkânından mahrum bırakılmasa, ülkemiz ne becerikli ve bilinçli kalifiye elemanlara kavuşacaktı.
İçimizdeki İsrail
Efendim, içimizdeki İsrail mensupları Roma'ya yürümeye hazırlanan Fatih Sultan Mehmet'i zehirlemediler mi? Hatta bırakın Fatih'i,  onu zehirleyen Yakup Paşa'nın dedeleri Peygamberimizi dahi zehirledi. Hatırlayın; Hayber’de Hz. Peygamberi zehirleyen kadın Zeynep binti Harise Yahudi değil miydi? Öyle ki Rasuli Ekrem hayatı boyunca o zehrin etkisinin kendisinde devam ettiğini itiraf etmişti. Allah bilir, efendimizin vefatının nedenlerinden birisi de bu Yahudi kadının verdiği zehrin etkisinden olabilir.
Şimdi "İçimizdeki İsrail"in kısaca bir profilini verdim. Bazı okuyucularım "aman efendim, tüm Yahudiler böyle değil" diyebilir. Biliyorum. Fakat Siyonist, ırkçı olmayan humanistik ve reformist Yahudilerin Filistin'de acımasız katliam yapan Ferisi kökenli Rabbinik/Ortodoks İsrail devlet aygıtı üzerinde etkileri yok denecek kadar azdır.
Yani insancıl olanları maalesef azınlıktadır ve etkisiz kalmaktadır. Bu gruplar İsrail devletini yönlendiremedikleri gibi, İsrail'e hâkim olan fundamentalist ve entegrist Yahudilik anlayışı,  humanistik ve reformist Yahudileri dışlamaktadır. Geçmişte meşhur filozof  Spinoza örneğinde olduğu gibi,  açıkça kâfir sayılmaktadır. Efendiler, Kur'an-ı Kerim boşuna mı insanlar içerisinde müminlere en azılı düşman olarak Yahudileri bulursunuz" buyurmaktadır.
Bunun bir hikmeti sebebi var. Bazıları bu ayetin konjonktürel olduğunu, yani dönemin Beni Kaynuka, Beni Nadir ve Beni Kurayza Yahudileri ile ilgili olduğunu iddia ederler. Tamam, da, tefsirde genel bir yorum, (tevil) ilkesi vardır. Nedir o? Ayetin iniş sebebinin hususi-özel olması, hükmünün ve manasının umumi, yani genel/evrensel olmasına mani değildir.
Ne yani, Efendimiz zamanındaki Yahudiler Peygamberimize ve müminlere amansız düşman idiler de, şimdi dost mu oldular? Günümüz dünyasında birileri "bana bak, şu Yahudiler Müslümanların dostudur" diyebilir mi?  Elbette bazı iyi niyetli ve insaniyetli Yahudiler de vardır ve zaten Siyonist emeller taşımayanlara herhangi bir düşmanlığımız söz konusu değildir.
"Efendim, en azından Yahudiler Osmanlılara karşı savaşmadılar..." Yalan... Çanakkale'de Sion Katır Alayı ile İngiliz ve Fransızlara destek verdiler. Kanal Harekâtı sırasında, İngilizlerle birlikte hareket ettiler. Filistin cephesindeki savaşların her aşamasında, Osmanlılar aleyhine casusluk faaliyetleri yürüttüler.
Bırakın bunları, bugün "İçimizdeki İsrail" finans kapital destekli bazı medya ve paramiliter gruplar aracılığı ile milletimizin özgür iradesine, tarihsel ve toplumsal değerlerine karşı olabildiğince büyük bir şiddetle saldırmıyor mu? Hakikaten içimizde muharref Tevrat'ın sahte Türk kimlikli evlatları bulunmuyor mu? Bunlara dikkat etmezsek, bu grupları açık ve seçik deşifre edip topluma göstermezsek ve hak edenlerin bağımsız yargı tarafından sanık sandalyesine oturtulup hesaba çekilmesine destek vermezsek; ülkemizin huzura kavuşmasına, istikrarın, güvenliğin, refahın sağlanmasına,  temel ahlaki değerlerin yaygınlık kazanmasına imkân yoktur.
 






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

İSLAM'İ İNSAN HAKLARI SAVAŞÇILARI