EMİRDER KOCAELİ KARTEPE İNSAN HAKLARI DAYANIŞMA DERNEĞİ
EMİRDER KOCAELİ KARTEPE İNSAN HAKLARI DAYANIŞMA DERNEĞİ
İNSAN HAKLARI SAVUNUCULARI

Atatürk için yazılan yanlışlıklar

KENDİNİ ATATÜRK’ÇÜ ZANNEDEN SOYTARI’LARIN AKILALMAZ SÖZLERİ
 
 
 
Cumhuriyet mitinglerinde söylenen sözlere bakın. Abartayım derken yakın da başka bir şey ilan edecekler.
 
                   Biz kaç kişiyiz hareketi, çağlayan da kadınlar günü için düzenlediği Miting de 'Bizkaçkişiyiz' platformunun kurucusu Tuncay Özkan'dan önce kürsüye çıkan Emekli Hava Pilot Albay Şenay Güray, AK Parti'nin uyguladığı politikaların kadına verilen hakları adım adım ortadan kaldırdığını savundu.
 
                   Güray, "Sen ki Atam, can çekişen bir hastaya şifa vermek üzere Allah tarafından görevlendirilmiş bir elçi, bir adı konmamış peygambersin. Sen sarı saçlım, mavi gözlüm nerdesin!" diye seslendi.
 
                   Kendini bilmez sözde cumhuriyetçilerin son saçmalığı, insanlara böyle Atatürk sevgisi aşılanmaz. Bu lafı duyan 12-13 yaşındaki çocuk bu tiplerin yüzünden Atatürk’e karşı nefret dahi duyabilir. Bunları kendilerine Atatürkçü denilen soytarıların yapması da bunların gerçek niyetlerini açıkça ortaya koyuyor. ve tabi burada bu tipleri savunanlar da onlarla aynı kefeye giriyor.
 

                     
Bunlar tarihten bihaber kimseler-cahiller veya gerçekleri çıkarları için saklayan sahtekârlardır. Bakınız Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri adlı kitapta yer alan ve 1923 te Adana’da yaptığı bir konuşmada islâmiyet için neler diyor;
 
                  Kendini "Kemalist, Atatürkçü" gibi ifadelerle tanımlayan, hayatın her alanında Atatürk'ü örnek alması kendi seçimiyken bir de bunu tüm topluma dayatmaya çalışan, laikliği devlet işleriyle din işlerini ayıran bir ilke olmaktan çıkarıp insanlarında kendi yaşamında riayet etmesi gereken bir tabu haline dönüştüren kimi kişiler Atatürkü mitolojik bir figür haline getirmekte adeta putlaştırmaktadırlar.

                  Bu çaba kimi kesimlerde ters etki yapınca da, hatayı asla kendilerinde görmemekte ,"irticacı" damgasıyla yaftalamaktadırlar.

                 Atatürk döneminde yapılan herşeyin "mükemmel" olduğunu iddia ederek, herkesin Atatürkü herşeyden fazla sevmesi ve saygı duyması gerektiğini topluma empoze etmeye çalışmaktalar...

                Ordu göreve pankartı açan Beyinsiz gerici yobaz Atatürkçü geçinen İslam ve Hz Muhammed düşmanı tipler.

Leninle Atatürkü aynı portreye koyan "Türk solu Atatürkçüleri"

               Atatürk'ü peygamber ilan etmeye kadar ileri giden "cahil cüheyla ne yaptığının farkında olmayan kendini Cumhuriyet Muhafızları zanneden zavallılar"

               Ezandan ve Kur’andan rahatsız olan içinde Yahudilerinde bulunduğu Türkiye’nin yeniden İslama dönmemesi için canla başla yırtınan kendine Cumhuriyet kadınları dedirten Allah, peygamber, Kur’an, ezan düşmanı vahşi kapitalistler
Atatürk'e mevlit yazıp topluma dayatan dinsiz, ataist, aptallar sürüsü

              İslam’ın amentüsünü kaldırıp"Türk'ün Amentüsünü" hazırlayıp yazan şerefsiz dangalak, salaklar ve asalaklar bunlara inanan cahiller
Piç olmamanı ona borçlusun diyen "hızlı faşistler"

             Başındaki İslam’ın örtüsü cumhuriyete ve devrimlerine karşı olduğunu gösterir diyen kendisini "Kemalist demokratlar"olarak lanse eden çağdışı zorbalar
 
             Demokrasi zaman zaman askıya alınabilir diyen "Çağdaş ( Çağdışı ) işadamları"...

             Örnekleri çoğaltmak mümkün... fakat olguların karşıtlarını doğurması ve güçlendirmesi gerçeği üzerinden hareketle; bir kesim Atatürkü "mitolojik bir figür haline getirmek için halen ısrar ederken" , diğer yandan Atatürk'ün de hataları olduğunu, yapılan devrimlerin gerek süreç gerekse içerik açısında Türk toplumuna travma ( incinme ve sarsıntı ) etkisi yaşattığını, hayatın ve günümüz Türkiye’sinin sadece Atatürk ilkeleriyle ve özdeyişleriyle anlaşılamayacağını konuşan tartışan aklı başında ve ne yaptığının farkında olan bir kesim var ve sayıları gittikçe artmakta,

             Kanımca bu "Kemalistler ile Müslümanların" değil, tek parti döneminden beri kimi sarsıntılarla da olsa büyük bir süre sahibi oldukları "ayrıcalıklı" konumlarını 28 Şubatta güçlendiren "elitlerle" ,eski konumlarına göre artık daha güçlü olan, dayatılan fikirlerin etkisiyle yaşamaktan ve asla fikrinin sorulmamasından sıkılmış, bıkmış dünyaya devletin resmi ideolojisiyle değil, inandığı değerlerle bakmaya başlayan, özgürlüklerini yaşamak isteyenlerin fikri çatışması...
 
           "Tek Adam" kitabının yazarı Şevket Süreyya Aydemir'in de desteklediği ifadedir.

"İnkılab’ımızı oturtmaya ve Atatürk'ü putlaştırmaya mecburduk. Ama şimdi size ifade ediyorum, kitabımda da yazdım: Kahraman putlaştığı zaman ölür."
 
            68 liler derneğine gitmiştik arkadaşlarla orda 68 li ihtiyarların hoca diye hitap ettikleri adam konuşmasının bir kısmında şöyle demişti:
"ismet İnönü peygamber olmak istedi ve peygamber olmak için Atatürk'ün tanrı olması gerekiyordu oda Atatürk'ü ilahlaştırdı. Günümüzde Atatürk'ü ilah olarak gören kesimin yaratıcısı ismet İnönü’dür. "
 
 
     Her ihtimale karşı tekrar açıklamakta fayda var tabii ki...Atatürk gerçekte mitolojik bir figür değildir , kaldı ki şartla itibariyle böyle bir durumda mümkün değildir ;ancak adına kurulan dernekler , adına devam ettirilen dünya görüşü , heykeller , söylemler , bir şeyi önemli kılmak için Atatürkün sözünün delil haline gelmesi vs. çabalar atatürkün mitolojik bir kavram haline getirilmesi ve bundan çıkar sağlanması adınadır..
 
 Atatürk ve laiklik ekseni üzerinden tüm tarikatlara, cemaatlere, din eksenli olarak hayatını idame ettirmeye çalışanlara saldıranların bu kadar masum ve vatanperver gözükmesi artık herkesin canını sıkmaktadır ve nihayet sessizlik bozulmuş, herkes fikrini açıklamaktadır.
 
Her fikir, her insan, tek mevsimlik vesselam.
Zaman ve Mekân üstü biricik Rejim, İslâm.

N.F.Kısakürek
 
Her gecenin var sabahı, inandım.
Günahkârım, geçte olsa uyandım.
Allahım senden budur muradım.
islamı hâkim kıl, artık bunaldım.
 
             Atatürk’ü ilâhlaştıran o'nun kendisi ya da kendi hakkındaki bir vasiyeti değildir; aksine o: "bir gün benim nâçiz vücûdum elbet toprak olacaktır..." tevâzuu içindeydi. Ama o'nu ilâhlaştıran, kendini ona nispet eden ama onun temkininden, sağduyusundan ve tevâzuundan çok uzak olan Kemalizm denen ideolojidir. Kemalizm bugün bazı: 1- Oportünist ( Fırsatçı ) ( ( Devlet adamlarının, 2) Kurumların, 3) Bürokratların, 4) Medyanın ve 5) Çeşitli mahfillerin, iktidarlarını pekiştirmek üzere, antidemokratik dayatmacı arzularını mubah ve yasal göstermek için arkasına saklandıkları bir kalkan olarak tecelli etmiş bulunmaktadır.
 
             Bir kısım devlet adamı, politikacı, bürokrat, medya mensubu ve aydın (çeşitli politik, psikolojik ve sosyolojik sebeplerden ötürü menfaatlerine uygun düştüğü için) Kemalizm’e sırtlarını dayayarak bunu yavaş yavaş bir dine dönüştürmüşlerdir. Ama manevi hissiyatına ters geldiği için Kemalizm halkın daima tepkisine maruz kalmıştır.
 
            Bu tepki, bizzat Kemalizm’in artan baskısı sonucu, gitgide hedefini şaşırmış ve soyut Kemalizm’den Mustafa Kemal Atatürk’ün kişiliğine doğru maalesef yön değiştirmiştir. Halkın bu tepkisine karşı resmî tepki ise 25 Temmuz 1951 tarih ve 5816 sayılı "Atatürk aleyhine işlenen suçlar hakkında kanun”un kabulüyle yasal bir zemine oturtulmuştur.
 
· Atatürk için bazı büyük günahlar şöyle sıralanmıştır:

Atatürk’ten bahsederken "bu adam" demek = şirk
Atatürkü anma töreninde sakız çiğnemek = küfür
10 Kasım’da siren çalmayı unutmak: sapkınlık
üniversiteye başörtüsüyle girmek: haram
 
· Kemalizm’dir dininiz
Ankara banliyö treninden
gazi istasyonunda ininiz

tarzında yüzeysel bir şiir çalışmasına da konu olmuş din.
 
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Tekin Alp takma ismini kullanan Yahudi Moiz Kohen de “Türk’ün Yeni Amentüsü”nü yazmıştı.

Buyurun beraber okuyalım
              “Kahramanlık örneği olan ve vatanın istikbalini yoktan var eden Mustafa Kemal’e, onun cengâver ordusuna, yüce kanunlarına, mücahid analarına ve Türkiye için ahiret günü olmadığına iman ederim. İyilikle fenalığın insanlardan geldiğine, büyük milletimin medeni cihanda en büyük mevkii kazanacağına, hamaset destanlarıyla tarihi dolduran kudretli Türk ordusunun birliğine ve Gazi’nin Allah’ın sevgili kulu olduğuna kalbimin bütün hulûsuyla şahadet ederim.”
 
               Evet, okuduğunuz gibi Yahudi Moiz Kohen Türkiye’deki insanlarımızın imani ve itikad’i yönden zaafa uğratılmaları için elinden gelen bütün çabayı sarf etmiştir.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------
               İçinde Atatürk öldüğü için Dolmabahçe Sarayı’nı “Kâbe” ilan etmekten çekinmeyen şair Edip Ayel (Ay yıldızı aldık da senin üstüne sardık/ Ey dertli saray! Kâbe mi oldun bize artık?), zaten sağlığında Atatürk’ü önce “peygamber”, sonra “tanrıya eş”, nihayet (hâşâ) “Allah” ilân etmişti:

“Cennetse bu yurt, sen onu buldundu harabe,
“Bir gün olacaktır anıtın Türklüğe Kâbe.
“Zindan kesilen ruhlara bir nur gibi doldun,
“Türk ırkının, en son, ulu peygamberi oldun.”
“Tutsak seni lâyık, yüce Tanrı'yla müsavi,
“Toprak olamaz kalp doğabilmişse semavi…
“Ölmez bize cennetlerin ufkundan inen ses,
“İnsanlar ölür, Türklüğe Allah olan ölmez!”
 
                  Yahudi kâfirlerden Edip Ayel denilen şerefsiz alçak yazdığı şiir ile küfrünü açıkça ortaya ilan etmiştir, bu alçaklara inanmakta alçaklıktır.
 
 
                  Behçet Kemal, Edip Ayel'den geri kalmak istememiş olmalı ki, aynı makamdan devam etti:

“Kaç yıldır Türkçeydi Tanrı'nın dili/ İnsana ne ilâh, ne de sevgili,
“Ne de ana-baba aratıyordu/ Her an yaratıyor, yaratıyordu.”

Nerede duracağı belli olmayan anlamsız bir yarış başlamıştı. Bu yarışta Halil Bedii de vardı:

“Tanrı gibi görünüyor her yerde/ Topraklarda, denizlerde, göklerde;
“Gönül tapar, kendisinden geçer de/ Hangi yana göz bakarsa: Atatürk.”
 
                  Bu namussuz, şerefsiz, alçaklar ne yapmak istemişler böyle halkın %99 u müslüman olan bir toplumda şirk ve küfür tohumları ekenlere neden izin verilmiştir.
 
 
 
                  Meşrutiyette Kamalattın Kamı olan adını “Türklük aşkına” Kemalettin Kamu olarak değiştiren Yahudi şair, mısralardan inşa ettiği bir merdivenle milletvekilliğine çıkmak istiyordu:

“Burada erdi Mûsâ/ Burada uçtu İsa,
“Bülbül burada varsa, Hürriyet için öter…
“Ne örümcek, ne yosun/ Ne mûcize, ne füsun,
“Kâbe Arab'ın olsun/ Çankaya bize yeter...”

 
                   Bu Yahudi şair köpekler Osmanlının topraklarında nasıl oluyor da istedikleri gibi at oynatıyorlar anlamış değilim, büyük ihtimalle bu kâfirine düşünceli Yahudileri ülkemizde bir koruyanlar var büyük ihtimalle.
 
 
                    Şair Faruk Nafiz Çamlıbel ( Kendilerine şair deniliyor aslında din düşmanları )Atatürk öldükten sonra şu mısraları yazdı:

“Yürüyor, kalbimizin durduğu bir yolda değil,
“Kanlı bir gözyaşı nehrinde muazzam tabutun…
“Ey ilâhın yüce davetlisi, göklerden eğil
“Göreceksin duruyor kalbimizin üstünde putun!”
 
                   Daha ne demeli bu Yahudi uşaklarına söyleyecek söz bulamıyorum, bu ülkenin ekmeğini ye fakat bu ülkeye karşı en büyük düşmanlığı gerçekleştir.
 
 
                  Yusuf Ziya Ortaç da belli ki öteki şairlerden geri kalmak istememişti, kervana katıldı:

“Dağların ardında sönüşü gibi,
“Millete can veren, vatan yaratan;
“Tanrının göklere dönüşü gibi…
“Her zaman ırkıma büyük Baş Atam,
“Tanrılaş gönlümde, tanrılaş Atam
!”
 
                  Adamlara bak yahu ne kadarda sahte tanrı ve peygamber edinmek isteyenler varmış
 
 
 
Ömer Bedrettin Uşaklının şiiri:

“Bir güneş gibi yalnız/ Sensin ülkü tanrımız.”

Vasfi Mahir Kocatürk’den:

“Peygamber, tanrısına duymadı bu hasreti/ Vermedi bu kudreti tanrı, peygamberine.”

İlhami Bekir’den:

“İlk adam, mavi gözlerle baktı toprağa,
“Toprağın haritasını çizdi bayrağa;
“Allah değil, o yazdı alın yazımızı.”
 
 
                 Atatürk kalkıpta kendisi için yazılıp çizilenleri görseydi kahrından ölürdü herhalde, aslına bakarsanız bu talihsiz yazılar Atatürkü çoktan öldürmüştür.
 
Bu durumdan 'utandığımı' yazmak zorundayım.

Herkesin bir 'hissiyatı' var; benim de Atatürk'ün habire ululandığı yerlerdeki hissiyatım bu: Utanmak...
Ben, bu kadarını kendimize yakıştıramıyorum ve hakikaten 'yeter artık' diyorum...
Bu biçimde bir Atatürkçülük, bireylerin yaşama sevinç ve umutlarını da ortadan kaldırıyor.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

İSLAM'İ İNSAN HAKLARI SAVAŞÇILARI