EMİRDER KOCAELİ KARTEPE İNSAN HAKLARI DAYANIŞMA DERNEĞİ
EMİRDER KOCAELİ KARTEPE İNSAN HAKLARI DAYANIŞMA DERNEĞİ
İNSAN HAKLARI SAVUNUCULARI

Kapımızdaki Tehlike Büyümeye Devam Ediyor

KAPIMIZDAKİ TEHLİKE BÜYÜMEYE DEVAM EDİYOR
                     Ülkenin ve Milletin bütünlüğü Avrupa Birliği aldatmacası uğruna tehlikeye atılmaktadır. Bu isteklerin değil kabul edilmesi, müzakere edilmesi dahi yıkımdır.
                     Mevcut AKP Hükümeti bu konuda tamamen teslimiyetçi bir tavır takınmaktadır. AKP Hükümeti'nin bu tehlikeli tuzaklar karşısında aciziyeti ve yetersizliği ortadadır.
                     Artık, oynan oyunu görmek ve tuzağa düşmemek lazımdır. Sevr hortlatılmaktadır ve Avrupa Birliği süreci bunun bir parçasıdır! Ekonomik bağımlılık süreci, Kıbrıs'ın verilmesi, toprak satışları ve ülkenin parsellenmesi, azınlık meselesi, misyonerlik ve ruhban okulu sinsiliği geleceğimizi karartmaktadır.
Varlığımızı yok eden bu tavizleri kabul etmek intihardır!
İşte, Avrupa Birliği'nin istekleri ve iktidarın onayladıkları:
Dicle - Fırat havzası ve GAP'ın Uluslararası bir idareye devredilmesi. (Büyük İsrail'e ilk adım)
Yabancılara toprak alım hakkının sınırsız ve kontrolsüz bir şekilde sürdürülmesi.
Avrupa Birliği Güvenlik kavramı gereğince Türk Ordusuna Avrupa Birliği'nin Lejyoner'i görevi verilmesi.
Uzlaşma adı altında Ermenilerin isteklerinin yerine getirilmesi.
Ruhban Okulu ve Ekümenlik dâhil Yunanlıların taleplerine boyun eğilmesi.
Kıbrıs Rum Kesiminin Avrupa Birliği içinde Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanınmasına müsaade edilmesi.
Kürtlerin ve Alevilerin azınlık olarak tanınmasının teklifi.
Mali yardımların en az 10 yıl askıya alınması ve daha önce yapılmış anlaşmalara rağmen serbest dolaşım hakkının esirgenmesi.
Görüşmeler neticesinde Türkiye Avrupa Birliği'nin istediği bütün şartları yerine getirse bile üyeliğinin yine garanti edilmemesi gibi hakaretleri içinize sindirebilecek misiniz?
Efendi olmak varken köle olmak niye?
Bunların sonuçları uykularımızı kaçırmalıdır.
                   Kendi öz kaynaklarımız, ABD ve İsrail başta olmak üzere yabancıların kontrolüne devredilecek  ve bölgede siyasi bir yapılanmaya kadar gidilebilecektir. Parça parça alınan topraklarla bir oldubitti dayatmasıyla Büyük Ermenistan ve Büyük İsrail projesine hizmet edilecektir. Filistin'in böyle işgal edildiği, İsrail'in böyle kurulduğu bilinmektedir.
                  Savunma kavramı gereği Milli Ordumuz Avrupa Birliği'nin emrine girecektir ve AB'nin korunması görevini üstlenecektir.
                  Sözde Ermeni soykırımı tanınacak, haksız ve borçlu duruma düşürülen Türkiye, Ermenilerin Büyük Ermenistan hayalinin gerçekleşmesine taşeronluk edecektir. İstanbul içinde dinsel anlamda üstün bir otorite oluşturularak Yunanlıların Bizans'ı kurma hayalleri (Helenizm)ne geçit verilecektir.
                  Kıbrıs Rum Cumhuriyeti tanınarak Kıbrıs'taki Türk Birliği geri çekilecek ve Ada'daki Türk varlığı Girit'teki gibi yok edilecektir.
                  İleride İsrail'in emrinde ve Güneydoğuyu da içine alan Büyük İsrail Devleti'nin kurulması sağlanacak ve Türkiye parçalanma sürecine itilecektir.
                 AB uğruna gerçekleşecek bütün bu tehlikelerin sonucunda Türkiye yumuşak lokma haline getirilecek ve II. SEVR'e gidilecektir.
Lütfen hatırlayınız!
                 Çok uzun bir süre geçmedi. Ülkemiz Milli Görüş iktidarı yani 54. Erbakan hükümeti ile tanıştı. 54. Erbakan hükümeti kurulduğu zaman ülkenin durumu yine bugünkü gibi perişandı.
                 Kalkınmayı ve refahı sağlamak için kolları sıvayın Prof. Dr. Necmettin Erbakan halkımızı vergi, zam ve Faizlerle ezen politikalar yerine ülkenin ekonomik potansiyellerini  harekete geçirerek, rant( Getirim ) ekonomisini  değil, Reel ekonomiyi uyguladı. Ülkede üretim, istihdam ve ihracat seferberliğini başlattı.
                 Geçinme sıkıntısı içerisinde olan memurlara 11 aylık iktidarı döneminde % 135 zam vererek 30 milyon memur ve ailesini huzura çıkarttı.
                 Asgari ücretle çalışan işçileri enflasyonun üzerinde  % 100 artış yaparak asgari ücretlileri açlıktan kurtardı.
                  Sendikalı işçilerle ilk defa grevsiz ve lokavtsız sözleşme yapıldı, sendikacıların taleplerinin üzerine çıkılarak % 103 zamla işçilere sahip çıktı. Bağ-Kur çalışanlarına % 300 zam yaparak nefes aldırdı.
                  İşçi emeklilerine % 121, memur emeklilerine % 116 zam yaptı. Önceden 99 000 öğrenciye burs verilirken, bu sayı 200.000 bin öğrenciye çıkartıldı.
                  Fakir- Fukara Fonuna ayrılan pay; % 170 artırılarak ülkede yardım almayan fakir fukara kalmadı. Fındığın 50 bin TL. Olan taban fiyatı 210 bin TL.'ye çıkartılarak 6 milyon fındık üreticisi sevindirildi, ülkeye 1 milyar dolar döviz kazandırıldı.
                  Pancar taban fiyatı 4500 TL. den 11.250 TL.'ye çıkartıldı. Buğday  8500  TL.  den  24.000.TL. ye  çıkartılıp köylü büyük ölçüde rahatlatıldı. Esnaf Kredileri artırıldı ve kredi almaları kolaylaştırıldı.
                  Kapalı olan Irak-Türkiye petrol boru hattı tekrar hizmete açıldı. Sınır ticareti canlandırıldı ve kamyoncu esnafı rahat nefes aldı. Amerika tarafından Kuzey Irak'a yerleştirilen Türkiye ve Bölge ülkelerinin baş belası Çekiç Güç ve ajanlık yapan adamlarını o bölge den uzaklaştırdı.
                  Nüfusu 800 milyonu aşan sekiz ülke ile tarihi D-8'leri kurmayı başardı. İlk ziyaretlerini Asya ve Afrika'daki Müslüman ülkelerine yaparak dış ticaret hacmini 3 milyardan 14 milyar dolara ulaştırdı.
                  Kamu Tek Hesabı (Yanı Havuz Sistemi) oluşturuldu. Bu çok önemli bir olaydır. Havuz sistemi ile getirilen şudur: Devletin parası rantiyecinin( Havadan para kazanmak ) bankasına ucuz faizle yatırılmayacak, Devletin kâr eden, para toplayan kuruluşları, paralarını oluşturulan "HAVUZ"a yatıracak yine para lazım olan yatırımcı devlet kuruluşları rantiyecilerin bankalarından yüksek faizle para almayacak. Devletin kurduğu "HAVUZ" sisteminden alacak demektir. Bu sistem rantiyecilerin işine gelmediği için sonradan gelen hükümetlerin ilk işleri "HAVUZ" sistemini kaldırmak olmuştur.
                  Cumhuriyet tarihinde ilk defa ERBAKAN hükümeti döneminde denk bütçe hazırlanmıştı ve ilk üç ayı bunu ispatladı.
                  54.Hükümet 30 milyar dolarlık ilave kaynak temin etmiştir. Bunlar: 13 milyar dolar kaynak paketlerinden, 10 milyar dolar faizden kurtarılan ve 7 milyar dolar da KİT'lerin kâra geçirilmesi ile toplam 30 milyar dolardı.
                  ERBAKAN Hükümeti döneminde IMF elamanları Türkiye'ye geldikleri gibi geri gitmişlerdir. Hiçbir programları uygulanmamıştı.
                  54.Hükümetin bu başarılı icraatlarından rahatsız olan dış güçler ve içerideki rantiyeci güçler kasıtlı yaygaralar kopararak, 28 Şubat senaryoları hazırlanmıştı.
                  Akarı ve çıkarı kesilen medya grupları menfi yayınlar yaparak, kamuoyunda sanal irtica tehlikeleri pompalandı. Rantiyecilerin kışkırtmalarıyla ortaya çıkıp brifingler ( Bilgilendirme ) veren kamu görevlileri toplumu kışkırtmaya çalıştı.
                  Bütün bu yaygaralarla beraber 54. Hükümetin ortağı olan DYP ve Tansu ÇİLLER üzerinde baskılar oluşturularak DYP'den istifalar başlatıldı.
                  Tansu ÇİLLER, partisinin dağılmasını önlemek için Başbakan ERBAKAN’ dan ısrarla Başbakanlık görevini istedi. Bu gelişmelere olumlu bakan Süleyman DEMİREL daha sonra çark etti ve Hükümet kurma görevini Tansu ÇİLLER yerine Mesut YILMAZ'a vererek milli iradeyi hiçe saydı.
                  Ülkede kargaşa o tarihlerde başladı. 1999 Seçimlerine kadar devam etti. Bu arada bir parti terörden dolayı şehit edilen vatandaşları her platformda milliyetçilik ve şehitlik duygularını istismar ederek gösteriler düzenledi. Kendileri ürkeklik yerine erkeklik yapacaklarını millete lanse ettiler. Sonunda Ecevit kabinesinde ne oldukları herkesçe anlaşıldı.
                  Kullanma süresi bittiğinden paketlenerek Türkiye'ye gönderilen PKK'nın başı Apo'nun yakalanması gerekçesi ile bir kahraman edasıyla seçimlerde birinci parti yapıldı. Neticede rantiyecilerin ( Havadan para kazananların ) organizesi ile 57. ANASOL-M Hükümeti kuruldu ve AKP'ye zemin hazırlandı.
                  Bu nedenle IMF'ci partilere oy vermek ve böyle bir vebale girmek ülke için en büyük zarardır. Unutmayınız ki oy kullanan birisi olarak İmam Hatip Okulu mağdurlarının üzerimizde hakları vardır. Çöplükten ekmek toplayanların ve aç insanların üzerimizde hakları vardır. Sokaklarda yaşayan, bali çeken, kapkaççılık yapan, vücudunu satan insanların üzerimizde haklan vardır. Bu ülkede borçlu doğan bebelerin, bu ülkeyi bizlere emanet eden şehitlerin üzerimizde hakları vardır..
                  Unutmayınız ki devleti hükümetler idare ederler. Hükümetleri de bizler oylarımızla belirleriz. Devleti idare edenlerin olumlu ve olumsuz icraatlarından oy verenler de sorumlu tutulacaktır.
Hala uyanmayacak mıyız?
"AKP ilklerin iktidarı olacak" dediler, doğru çıktı!
                   İlk kez Cumhuriyet tarihindeki toplam borçtan daha fazla borç yığdı. İlk kez dış ticaret açığı rekor seviyeye ulaştı. AKP iktidara gelmeden 1,5 milyar dolar olan cari açık, ilk kez AKP döneminde 27 milyar dolara fırladı.
                   İlk kez işçiye 'Sıfır Zam'  yapıldı. İlk kez üyelerinin tamamı üniversite mezunu olan Diplomalı İşsizler Derneği kuruldu.
Hala inanacak mıyız?"Türkiye reformlar ülkesi olacak" dediler doğru çıktı!
                  Avrupa Birliği'nin istediği ve Türkiye'yi parçalamayı hedeflediği reformlar hemen uygulamaya girişildi. Misyonerlerin çalışmalarını kolaylaştıran yapısal reformlara gidildi. Ama Milletin istediği reformlar unutuluverdi: YÖK reformu geçiştirildi.
                  Meslek lisesi öğrencilerine yönelik katsayı haksızlığı giderilmedi. Üniversite kapılarında yaşanan başörtüsü dramı bitirilmedi. Kur'an öğrenimini yasaklayan engeller hala yürürlükteydi.
Hala umutlanacak mıyız?
"Yabancı sermaye'yi getireceğiz" dediler doğru çıktı!
                  Ülkedeki kaynağı belirsiz sıcak para miktarı rekor seviyeye çıktı. Yabancı sermaye tarihin en ucuz ve en şaibeli alımlarını yaptı. Bütün büyük kuruluşlarımız, bütün büyük bankalarımız yabancıların eline geçti. En büyük bankalarımızdan biri Yunan Milli Kilisesi'nin ortak olduğu bir Yunan bankasına satıldı.
Hala kanacak mıyız?
"Devleti ekonomiden çekeceğiz" dediler doğru çıktı!
                  POAŞ, TÜPRAŞ, ERDEMİR, TÜRK TELEKOM... Bugün milyarlarca dolar harcanarak kurulması mümkün olmayan milli ve stratejik tesisler yok pahasına satıldı. Özelleştirmeden elde edilen bütün gelir, Türkiye'nin üç aylık faiz ödemesini karşılamaya yetmedi. Halen Türkiye'nin Milli Varlıkları olan 22 Kamu İktisadi Teşekkülü'nün satış pazarlıkları sürüyor.
Hala susacak mıyız?
"Biz değiştik" dediler doğru çıktı!
                   IMF karşıtıydılar, en hızlı IMF'ci oldular. Cumhuriyet tarihini en ağır stand-by anlaşmasını imza adılar. Avrupa Birliği karşıtıydılar, Cumhuriyet tarihinin en AB'ci Hükümeti oldular. Şehit kanıyla alınan Kıbrıs'ı "müzakere tarihi" karşılığı satmaya yanaştılar.
                  Amerikan karşıtıydılar, Amerikanın stratejik ortağı oldular. BOP Eşbaşkanlığı'na atandılar. Irak'ta her gün binlerce sivil öldürülürken, onlar Amerikan gazetelerinde ABD askerlerinin sağlığı için dualar yaptılar. ABD askerlerini demokrasi şehidi ilan edip kutsadılar.
                  İsrail karşıtıydılar. İsrail dostu oldular, İsrailli yetkililer için kırmızı halılar sererken, Hamas yetkilileri ile görüşmekten kaçtılar.
Hala peşlerinden koşacak mıyız?
                  Yoksa: Hayır! Buraya kadar! El koyuyoruz! Artık hür irademizle, kendi irademize el koyuyoruz! Diye haykıracak mıyız? Doğruyu yanlıştan, gerçeği sahteden ayırmanın vakti geldi.
El verin! Biz geliyoruz
                  40 yıllık tecrübemizle; MNP-MSP-RP-FP ve Saadet! Bütün engellemelere, bütün yasaklamalara rağmen bu ülkedeki tüm güzel işlerin hamurunda bizim alın terimiz, toprağında bizim izimiz var. Milli Görüş'ün tek ve gerçek temsilcisi olarak yeniden geliyoruz.
                  Ağır sanayi hamlemizle; Edirne'den Kars'a dumanı tüten tüm fabrikaların temelinde Milli Görüş'ün harcı var. TEMSAN, TAKSAN, TÜMOSAN Bizim... Balıkesir’den, İzmit'e SEKA kâğıt fabrikaları... Sakarya’dan Erzincan'a şeker fabrikaları bizim. Satmak için değil, yeniden yapmak için geliyoruz.
                  Bağımsız ve milli ekonomi projelerimizle; IMF ile masaya oturulmayan, stand-by imzalanmayan, tek kuruş borç alınmayan dönem bizim. Çiftçiye, işçiye, emekliye, memura, 100 alırken 300 verilen dönem bizim. Fakir fukaranın en fazla gözetildiği dönem bizim. Milletin zenginliklerini yine millete veren Havuz Sistemi’mizle geliyoruz.
               "Önce ahlak ve maneviyat" hedefimizle; Devletin resmi rakamlarına göre uyuşturucu kullanımı ilköğretim sıralarına kadar düştü. Artık çocuklarımızın cebinden kalem yerine sustalı bıçaklar çıkıyor. Hırsızlık, fuhuş, kapkaç bugüne kadar yaşanmamış boyutta arttı. Huzur dolu bir toplum için "Önce Ahlak ve Maneviyat" diyerek  geliyoruz.
               "Halka hizmet Hakka hizmettir" prensibimizle; Açız diye bağıran çiftçiye, "Gözünü toprak doyursun" demeye değil... İşsizim diyen gence; "Git taşı sık" demeye değil... Binlerce başörtülü kızımız okul kapılarında ağlarken, "Türban yüzde 1,5’un sorunudur" demeye değil... Milletin her derdini, kendine dert edinen yüreğimizle geliyoruz.
                  D-8'imizle; AB'ye, ABD'ye uydu olmaya değil. Büyük Ortadoğu Projesine taşeronluk yapmaya değil, Brüksel'de el pençe divan durmaya değil, Roma'da Avrupa Anayasası imzalamaya değil... İstanbul'da kurduğumuz D-8''imizle lider olmaya geliyoruz. Limanlarımızı, Rum gemi ve uçaklarına açmaya değil, Kıbrıs'ımızı yeniden kurtarmaya geliyoruz.
                  Haydi, bize el verin! Yeni bir dünya için Yeniden Büyük Türkiye'yi kurmaya geliyoruz. "Oy" emanettir, oyuna gelme!
                  Önümüzdeki seçimler tarihi bir dönemeçtir. Çünkü insanlar seçimlerde, partileri değil, kendi geleceğini seçmektedir. Kişi sevdiği ve seçtiği ile beraberdir. Herkesin geleceği ve güvencesi, oy verip desteklediği zihniyetlerle belirlenecektir.
                  Oylarımızda sadece kendimizin ve yakın çevremizin değil, 70 milyon milletimizin ve hatta milyarlarca ezilenin hakkı vardır. Oy verdiğimiz partilerin bütün iyilik ve kötülüklerine ve bunların yan etkilerine ortak olunmaktadır.
                 Bu seçimler, yirmi parti arasında değil, iki zihniyet arasında yapılacaktır.
1-Ya Milli Görüşçüler 2- Ya IMF'ciler kazanacaktır.
                  IMF, faiz ve sömürü demektir... Faiz ise, haksızlık ve ahlaksızlığın temel sebebidir. IMF'ciler, yani faizciler ve rantiyeciler; Hak'la ve halkla savaşan kimselerdir. IMF girdiği her ülkeye mutlaka zulüm ve zillet getirmiştir.
                 Milli Görüş dışındaki partiler, IMF reçetelerini uygulayacaklarını açıkça dile getirmekte, faizci ve rantiyeci olduklarını ilan etmektedir. Hepsi de, aynı yanlış görüşün farklı görüntüleridir.
                 Milli Görüşün dışındaki partiler, IMF reçetelerini "tartışmalı biçimde uygulayacaklarını" iddia etmektedirler. Yani sözde IMF reçetelerine karşı çıkıyormuş edebiyatı yaparak, bütün emirlerini yerine getirecektir ve hükümet olduklarında zaten IMF'ye boyun eğmişlerdir. Yani sağcı ve solcu işbirlikçiler IMF'nin kıdemli hizmetçileridir.
                  AKP ise, IMF ve uluslararası Siyonist sermaye ile "düzenli ve düzeyli ilişkilerini sürdüreceklerini" ve de -nasıl olacaksa- Milli çıkarları gözeteceklerini ileri sürmektedir. Yani IMF zehirine yerli çikolata sürerek milletimize yedirecektir. Bu bakımdan IMF'ci partilerin en tehlikelisidir. Çünkü kuzu postuna bürünmüş kurt yerindedir. Evet, "eğri"nin en tehlikelisi, "doğru"ya en yakın duran eğridir. Çünkü doğru ile karıştırılma ihtimali çok yüksektir.
                  Oysa mikroptan ilaç yapıldığı, faizden fayda sağlandığı, IMF reçeteleriyle ülke kalkındığı hiç görülmemiştir. Bu nedenle IMF'ci partilere oy vermek, Amerikan dehşetini ve İsrail vahşetini desteklemekle aynı şeydir. Ve böyle bir vebale girenlerin vicdanları nasıl rahat edecektir?
                  Daha da beteri, ülkemiz kasıtlı ve planlı bir yıkılışa sürüklenmektedir ve IMF'ci hükümetler de buna alet edilmektedir. Hele bunca yamukluk ve yanlışlıklarından sonra, hala AKP'ye oy vermek, felaketi davet etmektedir.
                  Unutma, senin "oy"unda, feryadı arşa çıkan başörtüsü mazlumlarının ve İmam-Hatip okulu mağdurlarının hakkı vardır! Çöplükten ekmek toplayanların ve çaresizlikten vücudunu satılığa çıkaranların hakkı vardır! Senin "oy"unda, bu ülkeyi bize vatan bırakan şehitlerimizin ve gelecek nesillerimizin hakkı vardır. Filistinli gelinlerin, Afganlı gariplerin, Iraklı yetimlerin hakkı vardır!
                 Öyle ise, ne halktan kopuk halk partisine. Ne erkeklik satan ürkeklere... Ne de aslını inkâr eden döneklere sakın oy atma! Bu ülkeyi 30 yılda 3 kere felaketten ve iflas etmekten kurtaran Başbakan Erbakan'ı unutma!.. Yapanlarla yıkanları, sadıklarla sahtekârları bir tutma! Refah-Yol hükümetinde ekonominin düze çıkarıldığını, işçiye, memura, köylüye ve emekliye en iyi imkânların sağlandığını, fakir fukaraya sahip çıkıldığını hatırla!
                  Kendini bağrı yanıkların ve sistemin pençesinde kıvrananların bedduasına uğratma! Dünyanı ve ahiretini karartma!.."
Şimdi soralım:
                  Saadet'ten başka ahlaki ve manevi tahribatı dert edinen ve çare gösteren var mı?  Saadet'ten başka, faizsiz, rantiyesiz, IMF'siz Milli ve yerli kalkınma projeleri üreten var mı?  Saadet'ten başka, ABD ve AB emperyalizmine ve İsrail Siyonizm’ine karşı D-8'ler, İslam Birliği ve ezilenlerin dirliği diyebilen var mı?
                 Öyle ise; "oy"larınla ya saadetini seçeceksin veya sefaletini... Ya Milli Görüşü seçeceksin veya kirli bir zihniyeti... Ya Refahını ve menfaatini seçeceksin veya felaketini... Evet, "oy"unla, ya ülkemiz üzerindeki oyunları bozacaksın veya oyuna geleceksin...
                Ve sakın unutma!
               "İnsanların hayırlısı, insanlara faydası dokunandır." En sevaplı ve en şerefli hizmet, haklı ve hayırlı bir zihniyetin iktidar olmasına katkıda bulunmaktır. Çünkü "bir saat adaletle hükmetmek, yetmiş yıl nafile ibadetten hayırlı" sayılmıştır. Ve kesinlikle ümit var olmalıdır. Hele görelim, yarınlar neler doğuracaktır. Çünkü karanlığın en koyu olduğu an, sabaha en yakın olduğu zamandır.
 






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

İSLAM'İ İNSAN HAKLARI SAVAŞÇILARI