EMİRDER KOCAELİ KARTEPE İNSAN HAKLARI DAYANIŞMA DERNEĞİ
EMİRDER KOCAELİ KARTEPE İNSAN HAKLARI DAYANIŞMA DERNEĞİ
İNSAN HAKLARI SAVUNUCULARI

Direniş Yolcularının Lübnan Şehidleri

DİRENİŞ YOLCULARININ LÜBNAN ŞEHİDLERİ
 
      13 Eylül 1997… Lübnanlı bir grup gencin, vatanlarını işgal eden Terörist İşgalci İsrail ordusuna karşı güney Lübnan'da çetin bir mücadeleye girdikleri tarih. Çıkan çatışmada sonrasında Lübnan İslami Direnişi Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrullah’ın oğlu Hadi Nasrullah ve arkadaşları Ali Kevserani, Heysem Muğniye şehid düşmüştü.

                  Şehid Hadi Nasrullah'ın yaklaşık 10 saniye süren cesedinin görüntüleri bir İsrail kanalında son dakika haberi olarak "iki Hizbullah teröristi öldürüldü" başlığında yayınlandığında kimse 'öldürülen Mücahidin' Nasrullah'ın oğlu olduğunu bilmiyordu.

                  Nasrullah, oğlunun şehadetini canlı olarak katıldığı bir televizyon programında öğrenmişti. Haberi öğrenen Nasrullah "Hep beraber savaşıyor, hep beraber şehid düşüyor, hep beraber kurban veriyoruz" demişti.

Nasrullah, oğlunun şehadetinin ardından şu değerlendirmede bulunmuştu:

                "İsrail, Genel Sekreterin oğlunu öldürmekle zafer kazandığını sanıyor. Onlar, Genel Sekreterin oğlunu öldürmediler. Hadi onlara gitti, onlar Hadi’ye gelmedi. Hadi, kendi iradesi, ayakları ve silahıyla gitti. Temel fark buradadır. Hadi’nin öldürülmesi, düşman için zafer değildir, zafer olduğu da kabul edilemez. Bu, Hizbullah’ın zaferidir. Bu, Lübnan’daki direniş mantığının zaferidir.

                 Biz, direniş yolundaydık, direniş yolundayız ve kıyamete kadar da direniş yolunda kalmaya devam edeceğiz. Biz, Şehid Ragıp Harb gibi büyüklerini, liderlerini şehid vermiş bir direniş ve cihad hareketiyiz. Genel Sekreterimiz, dostumuz, üstadımız ve liderimiz Seyyid Abbas Musavi’nin eşi ve çocuğuyla şehid edilmesinden ötürü gurur duyuyoruz, başımızı dik tutuyoruz.

                 Biz, liderleri özel hayatlarını yaşayan, sadece bağlıları ve taraftarları savaşan bir hareket yada direniş örgütü değiliz. Hadi’nin Şehadeti de Hizbullah olarak bizlerin çocuklarının geleceğine yatırım yapmadığının şehadetidir. Çocuklarımız ön saflarda savaşa gittikleri zaman onlarla gurur duyarız. Çocuklarımız şehid düştüklerinde de başlarımız dik olur.

                 Şehid oğlum bu yolu kendi iradesiyle seçmişti. Dosta düşmana, hiç kimsenin “bu genç babası olan Genel Sekreterin baskısı ile cihada gitti” şeklinde düşünmemesini istediğimi söylüyorum. Çünkü halen mücadele hattında olan bu gençler, cihad yolunu kendi iradeleriyle seçtiler.

                 Seyyid Hadi ve arkadaşlarının şehadetinden düşmanın şu mesajı alması gerekir. Bizler Hizbullah olarak her yerde kadını, erkeği ve çocuğu ile cihad yolunu her türlü tehlike, komplo ve zarara rağmen sürdürmekte kararlıyız. Bu yemin ve bu bağlılıktan asla geri dönüş yoktur. Bu söylediklerim, bu gecede şehid düşenlerin şehadetinin mesajıdır.

                 Ben, Allah'ın verdiği bu yüce nimete şükrediyorum. Bu öyle bir nimet ki nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum. O, ailemden bir şehid seçerek bizi ikram edilenlerden kıldı. Beni ve ailemi tüm mübarek şehid ailelerinin üyelerinden kabul etti.

                 Şehid ailelerini ziyaret ettiğimde şehid eşi, şehid babası, şehid annesi ve şehid çocuklarının önünde utanıyor, başımı öne eğiyordum ve eğmeye devam edecektim. Ancak Allaha hamdolsun ki beni ve ailemi, şehid aileleri ile eşit kıldı. Artık yüzlerine bakabileceğim.

                 Allah sadece oğlumun şehid olmasıyla şehid aileleriyle eşit kılmadı. Aynı zamanda şehidin naaşının düşmanın elinde kalmasıyla da şehid aileleriyle eşit kıldı. Düşmanın elinde şehid naaşları kalan ailelere sesleniyorum. Artık sizinle bizim aramızda bu türden de bir eşitlik meydana geldi."






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

İSLAM'İ İNSAN HAKLARI SAVAŞÇILARI