EMİRDER KOCAELİ KARTEPE İNSAN HAKLARI DAYANIŞMA DERNEĞİ
EMİRDER KOCAELİ KARTEPE İNSAN HAKLARI DAYANIŞMA DERNEĞİ
İNSAN HAKLARI SAVUNUCULARI

Düşünmek(Kimleri)

      KENDİNİ DÜŞÜNDÜĞÜN GİBİ MÜSLÜMAN KARDEŞ’İNİDE DÜŞÜN
                 “Ey iman edenler, ALLAH'a ve Rasulü’ne ihanet etmeyin, bile bile emanetlerinize de ihanet etmeyin. (Enfal: 27)”.
                   Bugün İslam toplumunu en fazla tedirgin eden durumların başında, Müslümanların birbirlerine karşı olan güvensizlikleri, nemelazımcılıkları gelmektedir. Oysa Müslümanlar birbirlerine emanettirler, birbirlerinden sorumludurlar eğer bu sorumluluklar yerine getirilmezse ayeti kerimenin belirttiği gibi “Allah ve Rasulü’ne(sav) ihanet edilmiş olur.”
                  Dünyanın neresinde olursa olsun, Müslümanlar birbirlerinin emanetçisidirler Müslümanların birbirlerine karşı takınmaları gereken tavır konusunda Peygamberimiz Hz Muhammed (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
               “Bir yerde bir Müslümanın ayağına bir diken batarsa, diğer Müslüman o acıyı duymalıdır”
               “Müslüman, Müslümanın kardeşidir; ona zulmetmez, onu düşmana teslim etmez. Kim kardeşinin ihtiyacını giderirse, Allah da onun ihtiyacını giderir. Kim bir Müslüman’dan bir sıkıntı kaldırırsa, Allah da ondan kıyametin sıkıntılarından bir sıkıntıyı kaldırır. Kim bir Müslümanın ayıbını Örterse, Allah da kıyamet günü onun ayıbını örter." (Buhari ve Müslim)” buyurmuştur.
                 Eğer Müslüman biri bir başka Müslüman’a yapılanları görmezden gelirse bu büyük bir ihanet ve zulüm olur.
                 İslam dünyasını baştan aşağı saran bu güven bunalımı öyle bir hal almıştır ki ticari hayattan sosyal hayata oradan eğitim ve öğretime kadar hayatın her kademesinde bu bunalımın izlerini görmekteyiz.
                 Halkında Müslüman olan ülke liderlerinden kaynaklanan güven bunalımının getirmiş olduğu en acı gerçek maalesef ihanettir.
                 Artık Müslüman ülke halkları birbirlerine nerede nasıl ihanet ettiklerinin farkında bile değillerdir ihanete uğrayanlar kendilerine ihanet eden zulmeden başta kafir, zalim ve işbirlikçi ülkelere hiçbir şey yapamamaktadırlar!..
                 Çünkü her türlü zulmü Müslümanlara reva gören zalim devletlerin en büyük müttefikleri, işbirlikçileri maalesef yine Müslüman ülke yöneticileri olmaktadır.
                  İslam dünyasının ülke liderlerinin kendi saltanatlarını korumak adına İslam düşmanı olan ülkelerle yakın ilişkiler içerisinde olup kendi halklarına ve inançlarına ihanet içerisinde olmaları, sosyal hayattan-ekonomik hayata, kültürden-siyasete kadar bütün alanlarda referans olarak batının alınmış olması, Müslümanların birbirlerine karşı olan güvensizliğini ortaya çıkardığı gibi İslam’ın belirlemiş olduğu kardeşlik bilincini de ortadan kaldırmaktadır.
                  Bu da ümmet olarak bize Müslüman toplumların ne kadar yozlaşarak Allah’ın yaklaşılmasını istemediği bir çizgide olduğumuzu göstermektedir.
                 Oysaki ihanet, hele hele Müslümanların bir birlerine karşı ihanetleri, Allah’ın ve Resulünün hiç sevmediği, ısrarla kınayıp yasakladığı çok çirkin bir davranış tarzıdır. Zira o öylesine bir hastalıktır ki girdiği toplumu ve aileyi habis bir ur gibi öldürüp yok etmeden kolay kolay terk etmez.
                  Kendi öz değerlerine sırf dünyevi çıkarlar uğruna ihanet edenler tarihin her döneminde olagelmiştir. Ancak tarihe bakıldığında da bu insanlar pek kaale alınmamış ve hep lanetle anılmışlardır. Onların lanetle anılmalarının sebebi:
Çünkü bunlar, ikiyüzlü insanlardırlar…
                  Çünkü bunlar, kendi dinlerine, kendi milletlerine, kendi topraklarına, hiç acımadan sırtlarını dönebilen insanlardır...
                  Çünkü bunlar korkaktırlar, korkmalarının nedeni ellerindeki imkânların kaybolması ve bir daha elde edemeyecek olmalarının kaygısını taşımalarıdır…
                  Çünkü bunların hangi yöne gideceklerini çıkar ve menfaatleri belirlemektedir.
                  Çıkar böylesi insanların öncelikleri olduğundan insanlara adaletsizlik, kendi halklarına ihanet, kendi inanç ve değerlerini basite alma vs. gibi hastalıkları vardır…
                 “İşte kalplerinde hastalık olanları: "Zamanın, felaketleriyle aleyhimize dönüp bize çarpmasından korkuyoruz" diyerek aralarında çabalar yürüttüklerini görürsün. Umulur ki Allah, bir fetih veya katından bir emir getirecek de, onlar, nefislerinde gizli tuttuklarından dolayı pişman olacaklardır. (Maide:52)”
                  Eğer birileri kendi değerlerini dalgaya alır ve görmezden gelirse!.. Kim bunları ciddiye alırki?..Kendilerini ciddiye alacak birilerini bulabilirler mi?..
                  Kendi halklarına, saltanatları uğrunda ihanet ederek, İslam dolayısıyla Müslüman düşmanı olanlarla işbirlikçilik yapan Müslüman halk liderleri, acaba kendi halklarına ihanet edenlerin günü geldiğinde kendilerine de ihanet edebileceklerini bilemeyecek kadar enayi midirler?
Hiç zannetmiyorum!..
                  Bu liderler bunu da çok iyi bilmektedirler, İslam düşmanı olanlar kendilerine hizmet ettikleri sürece onlara yer vermekte değer vermektedirler günü geldiğinde işleri bittiğinde de yerleri tarihin çöplüğü olacaktır. Bu da Allah’a resulüne ve onlara inanlara yaptıkları ihanetin karşılığı olacaktır.
                  Peygamberimiz Hz Muhammed(sav) efendimizin yaptığı siyasette İslam’ın hiçbir cüzünden taviz göremeyiz, bırakın Müslümanları, diğer insanlara dahi zarar verecek hiçbir strateji geliştirmemiştir.
                  Peygamberimiz(sav) “kim bir zalime zulmünde yardımcı olursa Allah o zalimi onun başına musallat eder buyurmuştur.” İslam ümmeti ömürlerine her gün veda ettikleri gibi, kutsallarına da birer birer veda etmekte ve bu kayboluşu hiç umursamadan izlemektedir.
                  Ümmetin bir numaralı davası olan Filistin davası, ilk kıblesi ve İnsanların Efendisi'nin miraca çıktığı yer olan mübarek Mescid-i Aksa karşısındaki duyarsızlığına adeta veda eder duruma düşürüldü. Ümmetin ihaneti nedeniyle yapılan katliamlar, zulümler, işkenceler her gün katlanarak artmaktadır.
                  İhanet öyle bir boyuta ulaştı ki, Filistinli Müslüman kadınıyla, erkeğiyle; genciyle yaşlısıyla her gün imdat istiyor çağrısına cevap veren yok!..
                 Yardım diliyor fakat harekete geçecek izzet-i nefis sahibi bir devlet adamı yok!..
                 Bilindiği üzere bölgede bir habis ur gibi oluşturulan ve Müslümanlara kurulduğu günden bu yana rahatlık ve huzur vermeyen Siyonist İsrail devletinin kuruluş yıl dönümü 14 Mayıs 1948’dır, bu yıl bu terör devletinin kuruluşunun 60. yılıdır. Onlar kendi devletlerinin kuruluş yıl dönümlerini kutlarlarken dünya Müslümanları, Siyonist devletin orta doğuda özellikle Filistinliler üzerinde sürdürdüğü işgal karşısındaki duruşları, Filistinli Müslümanlarla dayanışmayı ve Kudüs'e sahip çıkmayı başarabilecek midir?..
                Diğer islam memleketlerinde durum hiçte farklı değildir, ve daha nice halkı müslüman olupta halklarına ihanet eden müslüman halkın kaypak yöneticileri gibi.
                İslam düşmanlarının Müslümanları içine düşürdükleri durumdan Müslümanlar uyanarak çıkabilecekler mi?..
                Dünya coğrafyasında Müslümanları parça parka devletlere ayıran emperyalistlere karşı Müslümanlar aralarındaki ihtilafları ortadan kaldırmak için bir araya gelebilecekler mi?..
                Müslüman kanının akmasını durdurmak için, İslam ülkelerinin emniyetini ve Müslüman halkların göçten ve sürgünden kurtulmasını sağlamak için farklı coğrafyalarda olsalar bile dünyanın her tarafında Allah'ın Kitabı ve Resulü(sav)’ın sünnetiyle yönetecek bir idare üzerinde birleşecekler mi?..
                Müslüman devletlerin gözü-kulağı önünde, hem de İslam coğrafyasında gerçekleşen Siyonist devlet terörüne bir son verdirebilecekler mi?
                Ey İslam ümmeti! Ümmet, tarihi boyunca yükseklikte ve yücelikte yıldızlara ulaşan bir izzetle ve soylulukla yaşamasını bildi. Bilelim ki, zayıf düşmek, tembellik yapmak, zillet kadehinden yudumlamak Müslüman’a haramdır. Mazlum ve çaresiz insanları barışa, hukuka ve adalete kavuşturmak için; sapıklık ve mutsuzluk çamurundan, karmaşa ve anarşi bataklığından onları kurtarmak için var olma mücadelesi vermelidir.
              “Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: "Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize katından bir veli (koruyucu sahib) gönder, bize katından bir yardım eden yolla" diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz? (Nisa:75)”
                İslam, ulus ve ırk bilincini ortadan kaldırarak tek çatı altında insanları toplamasını bilmiştir.
                İslam’ın, tarihin çeşitli evrelerine sağladığı bu kardeşliği yeniden yeşertmek için hiçbir engel yoktur. Yeter ki: “Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini böyle açıklar. (Al-i İmran:103)”
                ALLAH en kısa zamanda islam ümmetini gerçek liderlerine kavuştursun.
 
Allah’ın selamı üzerinize olsun,
                                                                                       aliakbasmsn@hotmail.com            aliakbas58@mynet.com
 






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

İSLAM'İ İNSAN HAKLARI SAVAŞÇILARI